Blog içi arama

13 Mayıs 2008 Salı

Öğretmen Gözüyle Elektronik Müziğin Gelişimi ve MIDI



Burak Cevit
Müzik Öğretmeni

Günümüzde eski bir bilgisayar (örneğin bir Commodore 64 ya da bir Mac Plus), 300 baud modemlerle iletişim veya 20 megabyte bir hard diskte veri saklanması üzerine konuşulmaması çok doğaldır, çünkü bunlar artık eski teknoloji olmuştur. Teknoloji hızla yeniliklere doğru ilerlemekte, eski teknolojiler unutulmakta, bir öncekinin yerini en az bir yeni teknoloji ürünü almaktadır.

Ancak bu, MIDI için söz konusu olmamıştır. Çıkışından çok sonra bile MIDI, yaşamını ve gelişimini sürdürmektedir. Tüm dünyada bilgisayar destekli müzikle uğraşan müzisyenler için MIDI, birincil yardımcıdır.

Elektronik müzik enstrümanları önceleri elektronik devrelerden ve akımlardan faydalanarak bunları sese dönüştürmekten başka amaç gütmeyen cihazlardı. Eski analog synthesizer cihazları, geleneksel enstrümanların dışına yönelen maceracı ve yaratıcılık sınırlarını zorlamak isteyen müzisyenler tarafından, altmışlı yıllarda, büyük ilgi görmüştür. Ancak, bu oldukça zorlu bir çalışma gerektiriyordu. Bu enstrümanların çoğu kullanıcı tarafından değiştirilebilen preset sesler sunmuyordu. İstenilen sesin üretimi için saatler harcanması söz konusuyken, bunları depolama ve daha sonra istenildiğinde bu seslere yeniden ulaşma imkanı yoktu. Elde edilen seslerle tüm kayıt orada ve doğru bir şekilde yapılmak zorundaydı, çünkü cihazın ayarları başka bir sese ulaşmak için değiştirildiğinde, bir önceki sese ulaşma imkanı kalmıyordu. Bununla birlikte, o zamanın kayıt cihazı olan multi-track teyplerdeki kayıt üzerinde değişiklik ve düzenleme yapmak imkansızdı.

Çözüm küçük ama memnun edici adımlarla zaman içinde geldi. Yetmişli yılların sonlarında Sequential Prophet 5 piyasaya sürüldü. Bu çalgı, zamanının diğer analog çalgılarına benzer sesler içeriyordu. Ama üzerindeki preset sesler değiştirildiğinde depolanmak üzere dijital hafızaya sahipti. Benzer çalgılar kısa sürede diğer synthesizer üreticileri tarafından da üretilmeye başlandı. Bazıları, Oberheim gibi, bu cihazlardan iki ya da üç tanesinin entegre bir sistemde bağlanabilmesine imkan tanıyordu. Bu sıralarda bazı bilgisayar tasarımcıları da kısa müzikal sesleri saklayıp istenildiğinde yeniden çaldırmayla ilgili yan ürünler üzerine çalışıyorlar, bunun yanı sıra dijital sampling ve sequencing teknolojilerini geliştiriyorlardı.

Seksenli yılların başlarında, mühendisler ve teknik bilgiye sahip müzisyenler, elektronik çalgıların dijital bir ağa bağlanarak bir sistem gibi birlikte çalışabileceklerini biliyorlardı. Bu işlemin standart bir hal alması ve cihazların birbirleriyle haberleşebilmesi üzerine düşünülmeye başlanmıştı. Ancak her üreticinin kendisinin tasarlayıp ürettiği kendilerine özgün dizaynları vardı ve bunlar birbirlerinden oldukça farklılık gösteriyorlardı. Herhangi birinin standart olarak kabul edilebilmesi düşünülemez gibi görülüyordu.

Ama Dave Smith ve Chet Wood of Sequential Circuits için durum böyle değildi. Onlar, 1981’de Universal Synthesizer Interface adı verilen arabirimi ürettiler. Bu olayın gerçekleşmesinin ardından diğer synthesizer üreticileriyle yapılan birçok konferanslardan sonra bu arabirimin adı değiştirilerek MIDI (Musical Instruments Digital Interface) olmasına ve “The Complete SCI MIDI” başlıklı kısa bir dokümanın eklenmesine karar verildi. Bu doküman, MIDI’nin esaslarını ve gelişimini anlatmaktaydı.

İlk kez 1983 yılında National Assocation of Music Merchants (NAMM) fuarında iki ayrı firmanın ürettiği MIDI arabirimine sahip enstrümanları sunuldu. Bundan kısa süre sonra Sequential, Roland ve Yamaha, MIDI arabirimine sahip cihazları planlamaya başladılar. Diğer üretici şirketler ise bekleyip görmeyi daha uygun buldular.

Üretimlerin başlamasının ardından da gelişmeler hızla birbirini takip etmeye başlayacaktı. MIDI cihazları hızla geliştirilecek, örneğin touch-sensitive özelliği bulunan bir klavyeyle raflara monte edilen ses modülleri kontrol edilebilecek, geleceğin stüdyolarındaysa hard disk depolaması imkanına sahip, interaktif grafik ekranlı bilgisayarlar yerini alacaktı.

Basitçe bakılacak olursa günümüzde müzik uygulamalarını gerçekleştirebilmek için, en az biri klavyeli olmak üzere birkaç MIDI enstrümanı, bir sequencer (ya da sequencer yazılımı yüklü bir bilgisayar) ve bir davul makinesi yeterlidir. Eğer akustik çalgılar veya vokal de eklenecekse elektronik ve akustik seslerin karışımı hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Fazla geriye gitmeye gerek kalmaksızın, “albüm yapmak” gibi bir proje gündeme geldiğinde, bir kayıt stüdyosuna gitmek, bir mühendis ya da yapımcıya yüklü bir para ödemek gerekiyordu. Bunun sonucunda da elde edilen ürün, ağır ve her yerde çalınması mümkün olmayan 2 inch bant ve DAT oluyordu. Normal olarak “dinleme” ortamlarında 24 kanal teyp ve DAT makinesi bulunmaz. Bunun yerine basitçe kasete yapılmış bir kayıt daha uygun görülür. En iyi tercih tabii ki bu değildir. Tamamen temiz, DAT kalitesinde bir kayıt elde edilmek istendiğinde, kayıt CD üzerine basılabilir. Birçok ortamda CD çalıcı bulabilmek mümkün olduğundan bu daha yerinde bir seçim olacaktır. CD üzerine kayıt yapabilen cihazlar 1989’da 100.000$ seviyesindeyken günümüzde ortalama fiyatları 20$ civarına düşmüştür. Artık evlerde de CD yazmak mümkün hale gelmiştir.

Oldukça sık karşılaştığımız bir kavram vardır : “Ticari Müzik”. Bu sözcük bir yargıyı da beraberinde getirir. Ticari müzik, adından da anlaşıldığı gibi bir müzik türüdür. İnsanlara, hayatlarına değişik boyutlarda bir şeyler katmak için satılır ve insanlar da bunun için ücret ödeyerek üretilmiş bu müzikleri satın alırlar. İyi ve kötü ticari müzik vardır, bu inkar edilemez. İnsanlara entelektüel ve duyuşsal anlamda bir şeyler vermek, müzisyenin tercihine bağlıdır.

Hepimizin bildiği gibi “egzersiz kusursuzluğu getirir”. Ancak burada atlanmaması gereken husus, yalnızca “kusursuz egzersiz kusursuzluğu getirir”. Basitçe, haftalar ya da yıllar yanlış bir çalışma ile geçirildiğinde sonuçta sadece kötü alışkanlıklara ulaşılabilir. “Çok” çalışmak, tek başına yeterli değildir. “Akıllıca” bir çalışma ile birlikte iyi sonuç verir. Başka bir deyişle müzisyen “neyi, ne için yaptığını” çok iyi bilmelidir. Bu, egzersiz ve geliştirme teknikleri için önemlidir.

O halde “teknik” nedir? Genelde söylenildiği gibi teknik, mümkün olduğu kadar çok kişiyle etkili bir şekilde fikir alış verişinde bulunulabilmesi kabiliyetidir. Teknik, kendi kendisi için elde edilmiş veya biriktirilmiş bir şeyden ziyade bir müziksel sonuçtur. En iyi teknikler, etkili iletişimde iyi sonuç verenlerdir. Bir konuyu anlamadan taklit etmek yerine tercih edilmesi gereken, o konuyla ilgili içeriği anlayıp sonuçlar çıkarmak ve bunları kullanmak olmalıdır.

Üzerinde durulması gereken bir başka önemli husus da güçlü düzenlemelerin geliştirilmesindeki fikirlerdir. Aranjörün, bildiği her şeyi 4 dakikalık bir müzik parçası içine sıkıştırmaya çalışmaması gerekir. Önemli fikirler seçilip, müzik parçasıyla ilgili olanlar geliştirilmeye çalışılmalıdır. Kaçınılması gereken iki aşırı uç vardır; birçok iyi fikir içeren fakat belli bir noktaya odaklanmamış bir müzik parçası ve geliştirilmemiş veya basmakalıp fikirler içeren (ne kadar iyi düzenlendiği önemsiz) etkisiz müzik parçaları. Etkili düzenleme için ilham ve teknik gereklidir.

Aranjör, öncelikle projenin gereklerine uygun olarak tam, kesiksiz ve güçlü müzik bölümleriyle nasıl doldurulacağını ana hatlarıyla tespit eder. Bir parçayı düzenlemek için tür, tempo, enstrüman, uzunlukla ilgili spesifik direktifler istenir. Bunlar bilindikten sonra aranjör, spesifik bir duruma yönlendirilmiş ve çalışma şartları bildirilmiş olur. Tüm bu şartlar ve kısıtlamalara karşın aranjör fikirlerini gerçekleştirirken gerçekte kendi tekniği ve yaratıcılığıyla sınırlanmıştır. Birçok ilginç ritmik, melodik, armonik, dinamik ve formla ilgili değişiklikler, aranjörün yaratıcılığına bağlı olarak gelişir. Bir düzenlemenin parlak, alelade ya da sıkıcı olmasını sağlayan budur. Güçlü yaratıcılık ve güçlü teknik birlikte etkili ve hatırda kalıcı düzenlemeler geliştirmede yardımcı olacaktır.

Kısıtlamalarla çalışmak yaratıcılığı arttırabilir, çünkü aranjör artık belli bir konuya odaklanmıştır. Sınırsız seçenekler sınırlanmış ve konuya odaklanmış hale gelmiştir. Pop düzenlemelerinde projenin türü genellikle düzenlemeyle ilgili kararlar almada en önemli unsurdur.

Düzenleme sanatı ve becerisi son yıllarda MIDI ile birlikte yepyeni boyutlara taşınmaya başlamıştır. Günümüzde MIDI synthesizer ve sampler cihazları sınırsız ses seçenekleri ve niteliklerine sahip duruma gelmiştir. Bunlar sequencer cihazları ya da yazılımlarıyla, modern kayıt imkanlarıyla birleştiğinde ortaya ciddi bir imkanlar dizisi çıkmaktadır.

Teknolojinin hızla değişimine karşın, düzenleme kuralları değişmeden kalmaktadır. Düzenleme, halen yaratıcılık sanatı ve becerisi ile müzik bölümlerini söz konusu sunumla ilgili olarak birleştirme işidir. Teknoloji, güçlü bir araç olmasına karşın bir şeylerin yerini alacak müzikal bir olgu değildir. Üzerinde çalışılan müzik parçasının kontrolünde daha önce yapılamayanları yapmamızı sağlar, ama müzik hala özünü korumaya devam eder. Teknoloji meydan okur, teşvik eder, daha önce düşünülmeyen şekillerde müziği duyma ve kullanma imkanı tanır. (Bu yazının tamamı Burak Cevit'ten -cevcev-C64- alıntıdır) Müzik fikirleriyle oynamak, moda müzik akımlarıyla birleştirmek kolaydır. Ama hala en iyi müzik başlangıcından itibaren güçlü nitelikte olandır. Birisine bir kelime işlemci vermek, onu otomatik olarak bir Shakspeare yapmaz. Düzenleme, teknolojinin cazibesi ile gelişemez hale getirilmemelidir. İnanılmazlığı ve gücüne rağmen teknoloji sadece bir araçtır.

Düzenleme yapan kişinin sorumluluğu, gurme aşçılar gibi davranarak birçok malzemeyi heyecan verici, doyurucu, estetik güzellik içeren bir pakette toplamaktır. Etkili olabilmek için iyi miktarda ilham, telkin ve teknik bir araya getirilmelidir. Akorlar, davul vuruşları ve notalar, toplanış ve bir araya getiriliş şekillerine göre canlı ve akılda kalıcı olma niteliği içerir. Müzik elementleri (ritim, armoni, melodi, form, çalgılar ve sitil), aranjörün araçları ve malzemeleridir

Radyo ve televizyonlarda dinlenmekte olan müziklerin evlerde ve okullarda kurulacak küçük bir düzenekle oldukça benzer düzenlemelerinin yapılabilmesi mümkündür. Bu müziklerin hangi koşullarda, ne kadar yüksek bir maliyetle, hangi araç ve gereçten yararlanılarak yapıldığı gibi konular bir kenara itilecek olursa, düşük bir maliyete sahip bir mini stüdyo sayesinde, yüksek maliyetli düzenlemelere benzer düzenlemeler oluşturabilmek mümkündür.

Bilgisayar destekli elektronik müzik düzenleme bilgileri ve gerekli cihazlar hakkında edinilecek bilgiler sayesinde okul şarkıları ve marşların güncel ve popüler şarkılara benzer düzenlemelerinin yapılabilmesi ve öğrencinin ilgi ve dikkatinin bu şekilde sağlanması mümkün olabilmektedir.

a) Bilgisayarlı destekli müzik düzenlemeleri, küçük bir mekanda gerçekleştirilebilir. Ortamın akustiği, düzenlemede önemli değildir. Efekt cihazları sayesinde kayıt yapılan ortamın duyumu ile ilgili olarak büyüklük ve küçüklük karakterleri tanımlanabilir.

b) Düzenlemeleri gerçekleştirmek için sahip olunması gereken ekipman, düzenlemeyi yapacak kişi ya da kişilerin isteğine bağlıdır. Bu sayede düzenlemeler, pahalı enstrüman ve ekipmanlara gerek duyulmaksızın gerçekleştirilebilir.

c) Düzenlemede kullanılması düşünülen enstrümanların çeşitli cihazlarla taklit edilmesi sayesinde bu çalgıları çalacak stüdyo müzisyenlerine ödenmesi muhtemel ücretin ortadan kalkması maliyete önemli katkıda bulunacaktır.

d) Hızla gelişmekte olan teknoloji sayesinde giderek daha kısa sürede daha etkileyici düzenlemeler yapabilmektedir.

e) İyi derecede nota bilgisine sahip olmayı gerektirmeyen ve eksikleri tamamlayan karakterdeki kayıt ortamı sayesinde daha az bilgi ile düzenlemeler gerçekleştirebilmek mümkün olabilmektedir.

f) Akustik enstrümanlarla elde edilmesi zor ya da imkansız sesler dijital ortamda üretilebilir.

g) Nota basımı ve partisyon hazırlanması gibi seri işlemlerde ciddi bir zaman kazancı sağlanır.

h) Bilgisayar ortamında müzik ve kulak eğitimi programları geliştirilmiştir. Bu programlar sayesinde eğitim giderek gelişmektedir. MIDI sayesinde piyano eğitimi mümkün olabilmektedir. Dokunmatik ekran ve sesle komut sistemlerinin gelişimine paralel olarak bilgisayarlı eğitimde de önemli gelişmeler gözlenecektir.

Değerli büyüğüm Burak Cevit'ten alıntıdır. Kendisine teşekkür ediyorum.

Hiç yorum yok:


" Bir şey yapmaya ve o konuda küçük bir adım atmaya karar veriyorsunuz. Aniden, o küçük adım bir rüzgara dönüşüyor, büyüyor, hızlanıyor ve sizi asla geriye dönüş imkanı olmayan yerlere götürüyor... Böylesine bir olasılığı her an düşleyebilir, hatta öngörebilirsiniz de fakat yaratılan rüzgarın daha ne kadar büyüyebileceğini hiç kestiremezsiniz."